sigorta ve ahilik insan konusu bilgilerimiz

sigorta ve ahilik insan konusu bilgilerimiz

 bu isteğini yerine getirecek tek kişi yoktur’ diye yanıtladı-
'cok öfkelenen kral, Babil’deki bütün bilgelerin öldürülmesini bu-göylece hepsinin öldürülmesi için buyruk çıktı. Daniel’le arkadaş-' öldürülntesi için de adamlar gönderildi (..). 16 Bunun üzerine Daniel düşünün ne anlama geldiğini söyleyebilmesi için

,ı;^okonu hemen krala götürdü ve, ‘Sürgündeki Yahudalılar arasında Ujlindiişünü yorumlayabilecek birini buldum’ dedi (..). 27 Daniel (..). 31 ‘Ey ^ düşünde önünde duran büyük bir heykel gördün (..). 34 Sen bakıyordun Ij biriaş insan eli değmeden kesilip heykelin demirden, kilden ayaklarına çar-jjjalconlan paramparça etti. 35 (..). Heykele çarpan taşsa büyük bir dağ oldu, [jiîn dünyayı doldurdu.
36 Gördüğün düş buydu. Şimdi de ne anlama geldiğini sana açıklayalım
44 Bu krallar döneminde Göklerin Tanrısı hiç yıkılmayacak, başka halkın jline geçmeyecek bir krallık kuracak (..). Düş gerçek, yorumu da gUvenilir-, dir,’46Bunun üzerine Kral Nebukadnessar Daniel’in önünde yüzüstü yere ka-[)ji)dı(..). 47 Daniel'e, ‘Madem bu gizi açıklayabildin, Tanrın gerçekten tan-nlannTannsı, krallann Efendisi’ dedi, ‘Gizleri açan O’dur.’
I 46Sonra Daniel’i yüksek bir göreve getirdi; (..). Onu babil İü’ne vali ata-
Kral Belşassar’m Verdiği Şölen (MENE, TEKEL, FERES; sg)
5(BAP 5) Kral Belşassar soylu adamlarından bin kişiye büyük bir şölen lerdi, onlarla şarap içti. 2 Şarabını keyifle içerken, atası Nebukadnessar’m l'eruşalim’deki tapınaktan çıkarıp getirdiği altın ve gümüş kapların getirilmesini buyurdu (..). 3 Böylece Tann’mn Yeruşalim’deki tapınağından alınan altın kaplar getirildi; kral, karıları, cariyeleri, soylu adamltuı onlarla içliler. 4 Şa-i raplannı içerken altından, gümüşten, tunçtan, demirden, ağaçtan, taştan ilâhta övdüler.
5 Ansızın bir insan elinin parmaklan belirdi, kandilliğin yanındaki saray davaimn sıvası üzerine yazmaya başladı. Kral yazan eli gördü, 6 akimdan geçenler onu ürküttü, benzi soldu; eli ayağı tutmaz oldu, dizlerinin bağı çözüldü. /Yilksek sesle Babil’in bilgelerini -falcılarla yddızbüimcileri- çağırttı. Onlara,'Bu yazıyı kim okuyup ne anlama geldiğini bana açıklarsa, kendisine mor giysi giydirilip boynup' ' ^ zincir takılacak ve ülkede üçüncü önder olacak’
10 Kralla soyluların seslerini duyan kraliçe (ya da ‘Kralın annesi ‘Ninesi’; yayıncı) şölen salonuna geldi. (..). 11 Ülkende kendisindı ilâhlaı ın ruhu bulunan biri var. Atan Kral Nebukadnessar’ın dönemindeki^ rayışa, sağduyuya, ilâhlara özgü bilgeliğe sahip olmakla tanınırdı çağırt, yazının ne anlama geldiğini o sana söyleyecektir.’ '
13 Böylece Daniel’i kralın önüne getirdiler. Kral, (..). Bu yazıyı okur anlama geldiğini açıklayabilirsen, sana mor giysi giydirilip boynuna alim cir takılacak; ülkede üçüncü önder olacaksın.’ 17 Daniel, ‘Armağanlannserui olsun, (..) diye karşılık verdi, ‘Ama ben yine de yazıyı okuyup ne anlamage|. diğini sana açıklayacağım (..).
25‘Yazılan yazı şudur: MENE, TEKKE ve PARSÎN (Eski çeviride: MENî, MENE, TEKEL, UFARSİN; Edebiyatta: MENE, TEKEL, FERES; sg).
26‘Bu sözcüklerin anlamı şudur: MENE (‘Sayılan’ anlamına gelir; yaym-cı.): Tanrı senin krallığının günlerini saydı ve ona son verdi. 27 TEKEL(‘Tar-tılan’ anlamına gelir; yayıncı.): Terazide artıldın ve eksik bulundun. 28PERES (‘Bölünen’ anlamına gelmekle birlikte ‘Persler’ sözcüğünü de çağnştınr,Pe-res, ‘Parsin’in tekilidir; yayıncı): Krallığın ikiye bölünerek Medler’lePersler'e verildi.’
29 Belşassar’ın buyruğu üzerine Daniel’e mor giysi giydirilip boynuna altın zincir takıldı ve ülkede üçüncü önder ilân edildi. 30 Kildan Kralı Belyassa: o gece öldürüldü. 3 1 Altmış iki yaşında olan Medli Darius krallığı elinegeçu-di (..).
8 (BAP 8) “(..)” Kral Belşassar’ın krallığının üçüncü yılında, benDanielda ha önce gördüğüm görümden başka bir görüm gördüm (..).15 (..). insana ben- j zer biri karşımda durdu. 16 Bir insan sesinin Ulay Kanalı’ndan, ‘Ey Cebrail,gö- | rümün ne anlama geldiğini buna açıkla’ diye seslendiğini duydum, 17 Cebrail j (..). Bana, ‘Ey insanoğlu!’ dedi, ‘Bu görümün sonla ilgili olduğunu
Yunus Rab’den Kaçıyor
1 (BAP 1) 1-2 ‘RAB bir gün Amittay oğlu Yunus’a, ‘Kalk, Ninova'ya,(i büyük kente git ve halkı uyar’ diye seslendi, ‘Çünkü kötülükleri önümekadaı yükseldi.’ 3 Ne var ki. Yunus RAB’bin huzurundan Tarşiş’e kaçmaya kalkış tı. Yafa’ya inip Tarşiş’e giden bir gemi buldu^
4 Yolda RAB şiddetli bir rüzgâr gönderdiM le bir fırtına koptu ki
gemi neredeyse parçalanacaktı. 5 Gemiciler Hpı, her biri kendiiü-
hına yalvarmaya başladı (..).
^denizciler birbirlerine, ‘Gelin, kura çekelim’ dediler, ‘Bakalım, bu yüzünden başımıza geldi.’ Kura çektiler, kura Yunus’a düştü Denizciler bu yanıt karşısında dehşete düştüler. ‘Neden yaptın bunu?’ Yunus’un RAB’den uzaklaşmak için kaçtığım biliyorlardı. Da-onlara anlatmıştı (..).
ı4RAB’be seslenerek, ‘Ya RAB, yalvarıyoruz’ dediler, ‘Bu adamın canı eiiü'
iaden yok olmayalım. Suçsuz bir adamın ölümünden bizi sorumlu tut-
ıiıa(-)-
l5 Sonra Yunus’u kaldırıp denize attılar, kuduran deniz sakinleşti (..).
l7Bu arada RAB Yunus’u yutacak büyük bir balık sağladı. Yunus üç gün jç gece bu balığın kamında kaldı.
Yunus’un Duası
2(BAP2) Yunus balığın kamından Tanrısı RAB’be şöyle dua etti: 2 ‘Ya HAB,sıkıntı içinde sana yakardım, yanıtladın beni (..). 10 RAB balığa buyruk verdi ve balık Yunus’u karaya kustu.
Yunus Ninovalüar’a Sesleniyor
3(BAP 3) (..). 3 Yunus RAB’bin sözü uyarınca kalkıp Ninova’ya gitti (..). 4(.,).Birgün geçince, ‘Kırk gün sonra Ninova yıkılacak!’ diye ilân etti. 5 Ni-tovahalkı Tanrı’ya inandı. Oruç ilân ederek büyüğünden küçüğüne hepsi çula sarındı (..). 10 Tanrı Ninovahlar’ın yaptıklarını, kötü yoldan döndüklerini göriince, onlara acıdı, yapacağını söylediği kötülükten vazgeçti (..)” (2I4)
Tevrat'tan alıntılarımıza böylece son verirken, buradaki söylem üzerinde dıınııadan geçemiyoruz. Eski çeviride; “yapacağını söylemiş olduğu kötülük-lenötürü Allah nadim oldu ve onu yapmadı” deniyor. Görüldüğü gibi, iki çeviride anlamca önemli bir fark yok. Peki, 1) Allah; “kötülük” yapar mı ve 2) herhangi bir kararından ötürü “nadim olur” mu? Yeni çevirideki; “onlara acıdı”, “nadim oldu”dan çok daha iyi ve Allah için tastamam uygun. Ama, ■yapacağmı söylediği kötülük” iki çeviride de aynen duruyor. Tanrının da insan gibi; “kötülük yaptığı” şeklindeki bu. Tanrı kavramına da aykın, uygunsuz söylemin; ancak o çağların daha önce de değindiğimiz, “Antropomorfık” göriişünden ileri gelmekte olduğu açık. Hepsi bu.
TE’VRAT’TAN SONRASI
"Tevrat” incelemesine başlarken, değerli Üstad Hayrutlah Örs’ün “Musa ve Yahudilik” adlı özgün eserinden çok kısa bazı alıntılar yapmıştık. Fakat bu çok değerli eserden, İnsan’daki “Yiğitlik: Ahilik” özünün nelere kadir olduğunu gösteren ve tarihe de birkaç alıntı daha yapmayı; konuya ve oku-
yucuya karşı bir görev olarak yerine getirmekten geri duramadık. Yazar cil Eriha kentinin; yüz ve bin yıllar sonrasında ortaya çıkarılışını ve ke I kiliğini şöyle anlatıyor: '”"'«1.
“Son araştırmalar gözleri gittikçe daha fazla, Yakın Doğu bölgesin^ nun içinde de Filistin’e çevirdi. Günün birinde bilgin bir kadın, Kathleenh*'*'' Kenyon adında bir Amerikalı, Kudüs’ün 13 kilometre kuzeyindeki Eri^ kazıya başladı. O zamana kadar bu şehrin tarihi üzerinde bilinen en ilgjç^^* ci şey Tevrat’ta şu satırlarla anlatılandı: (Yeşu bölümünde 6. Bab’ıni^jjj ayetleri). Ama Eriha, çok daha büyük bir mucizeyi bağrında saklamaktayd İnsanın ilk uygarlığını! (..).
Bununla, ilk uygarlığın Eriha’da doğduğunu söylemek istemiyoruz. An, taş devri kültürünün, gerçekten şehir diyebileceğimiz bir yerleşme yeri ilkolaıni burada bulundu; ondan sonra da memleketimizde, Konya’da Çatalhöyiik’tevj Burdur’da Hacılar höyüğünde (..). Mesolitik çağında, yani orta taş devrindç (M.Ö. 10.000-7500), daha sonra da neolitik’te, yani geç taş devrinde (M,() 7500-4000) burada insanlar yaşamıştı.
Kathieen Kenyon, keramik öncesi, yani insanların pişmiş topraktan İtap yapmayı bilmedikleri bu çağlarda Eriha’nın adamakıllı büyük bir şehir olduğu, nu ortaya koydu. Halbuki o zamana kadar inanılan, insanlann bu çağda ancal küçük yerleşme yerlerinde yaşamış olduklan yolundaydı {..). Bu devre Eriha'dj günümüzden 9000-10000 yü önceye varmaktadır (M.Ö. 7800)’’!2>5).
Eserin “Eski Ahit” başlıklı bölümünde de şöyle deniyor: “Tann da, içinde on tane bile iyi adam bulunmayan Sodom’la Gomore üzerine ‘Göklerden kü-kült ve ateş yağdırır, o şehirleri ve bütün havzayı, şehirlerde oturanlann hepsini ve toprağın bütün bitkilerini altüst eder.’ (..).
Bu da herhalde bir tabiat âfetinin anısından başka bir şey değildif.). belki bu, Sibiryaya vaktiyle düşen son derece büyük meteor gibi bir gökcisminin yaptığı tahribattı, ya da büyük bir yer çöküntüsüydü”
Eserde daha sonra, “Adanmış Toprak İçin Savaşlar ve Yerleşme” başhğı altında şu ilginç bilgiler veriliyor: “İsrael’in Adanmış Toprağı ele geçilmek için savaşa hazırlandığı sıralarda, Priamos’un haşmetli şehri, Troya'nmdaar-tık sonu gelmişti, çok geçmeden, İlkçağın ünlü destanına, İlyada’yakonudan savaş başlayacaktı. Yıl M.Ö. 1200, ya da buna pek yakmdı. Tambuyıllanla Boğazköy arşivi artık susmaktadır. Hitit (Eti; sg) İmparatorluğu da tara bu sırada dağılmış olacaktır. Son imparator Tuthalia önemsiz bir kişidir. Ondan sonra Hitit imparatorluğunun yerinde sayısız beylikler belirmiştir.
Hitit imparatorluğu artık yoktur, am^^j^Jfsır’da bundan faydalanacakgiiç kalmamıştır. Hayalci Akhenaton (Mas^|^-^,||jlayrullah Örs, ilk Tekıanncı olan ve herhalde bu yüzden de çok y
vun Akhenaton için,
horoz" anlamında olacak: “Hayalci” diyor. sg))’un saltanat devresin-l'^'^'lriMısır günden güne daha da zaydiamıştır”(217).
“ARTIK İSRAİL TARİHÎ DURMUŞTUR”
-pjabil’den Sonra” başlığı altında şöyle deniyor: “Kudüs’te yapılan kazıklar, Babil dönüşünden sonra kurulan evlerin halini meydana koymuşla Sefil kulübelerdi bunlar; çanak çömlekleri bile pek azdı Şehrin (Yeru-surlanm yapmada pek acele edilmedi; belki de bunun İran’a karşı bir îıjtelcet sayılmasından korkuluyordu. Ancak M.Ö. 444 yılında Nehemya, İran imparatoru 1. Aıtakserkses tarafından Yahuda’ya satrap tayin edilince surların vapılmasına girişildi ve kısa zamanda tamamlandıf..). Bunların (surlann; sg) jsti Kudüs surlarıyla kıyaslanabilecek halleri yoktu (..).
Israel,yeniden tapınağını ve kutsal şehrini kurmuştur. Ama o eski kudretli hükiimdarlannın günlerinin bir daha dönmeyeceğini tamamıyla anlamışlardır Şeriata harfi harfine uymak, şimdi yalnız Yahve’nin gazabından kur-lulmak için değil, varlıklarını sürdürmek için de zorunludur (..). Eski Ahit bundan sonraki olaylardan hiç söz etmez. Daha doğrusu, artık tsrael tarihi durmuştur. Bundan sonra Yahudiler, gözleri hep geçmişte yaşayacaklardır. İsrael politikaya sırtını çevirmiştir (..).
“KUTSAL KİTAP’TA İSKENDER DE YOK!..”
M.Ö. 4. yüzyılda siyasal ağırlık merkezi batıya geçti. Zaten yukarıda da işaret ettiğimiz gibi, yüz yıl önce Salamis ve Maraton savaşları, İran devinin gerçekte ne kadar zayıf olduğunu göstermişti. Bu sefer, büyük Kyros’adenk genç bir komutan. Büyük İskender, babasının da kullandığı yeni bir savaş tekniği ile İranlıları önce, şimdiki Biga yakınlarında, Granikos savaşında, sonra da Dörtyol dolayındaki İssos'ta yenmişti.
İskender’in bundan sonraki hedefi Mısır’dı. Karadan ve denizden harekete geçerek oraya doğru ilerledi(..). Bundan sonra İskender, Filistî’lerin şehri Gaza’yı kuşattı. Bu kuşatma ancak iki ay sürdü. Artık Mısır yolu açıktı. Biz burada İskender’in tarihini yazacak değiliz. Sadece Yeruşalim’in yeni efendisinin buralara gelişini anlatmakla yetinelim(..).
Eski Ahit’te bunlar üzerine, gene bir kelime bile yoktur (..). Ancak çok daha sonraki Makkabeler isyanını anlatan ve nonnal olarak Kutsal Kitap’a alınmayan ‘Makkabeler Kitabı’nın başında İskender’den kısaca balısedilmek-tedir (..).
İskender Mısıri^^M kurtarıcı olarak karşılandı; orada İskenderiye şehrini kurdu (..). İskeı^’^^fc sırada çıkardığı bir emirname de çok önemlidir. İs-pder bunda ESİİL.^^AYahuda memleketini istilâları sırasında buraya kaç-sigorta

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder